«

HDP, 31 Mart Yerel Seçim Beyannamesini Ankara’da Belediye Eşbaşkan Adayları, siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ve kurum temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıda açıkladı. Türkçe seçim sloganını “Birlikte Demokrasiye” olarak belirleyen HDP’nin Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Sezai Temelli, toplantıda yaptıkları konuşmalarda şu değerlendirmelerde bulundu:

Pervin Buldan:

Değerli arkadaşlar, değerli dostlar, değerli halkımız, sevgili gençler, sevgili kadınlar, basının değerli emekçileri, hepiniz hoş geldiniz sefalar getirdiniz. Hepiniz seçim bildirgemizi tanıtma programımıza onur verdiniz, bizlere güç verdiniz, onur verdiniz. Bize güç verdiniz, cesaret verdiniz.

31 Mart’ta daha büyük kazanmak için geliyoruz

24 Haziran seçimlerinde yine bu salonda seçim bildirgemizi paylaşmak üzere sizlerle bir araya gelmiştik. O gün mutlaka kazanacağız demiştik ve başardık, kazandık. Şimdi sıra 31 Mart yerel seçimlerinde, yine başarmaya geliyoruz, yine kazanmaya geliyoruz! Hep birlikte, sizlerle birlikte. Tabii ki hiçbir zafer çiçekli yollardan geçmez. Yürüdüğümüz yolda engeller ve baskılar var. Ama yürüdüğümüz bu yolda zafere ulaşacağımızdan adımız gibi eminiz.

Zaferin büyüklüğünü mücadelenin zorluğu ile ölçüyoruz

Zaferin büyüklüğünü mücadelenin zorluğu ile ölçüyoruz. Biz halkımızla birlikte hep zor olanı başarıyoruz. İmkansızlıklardan başarıyı çıkarıyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böylesine fütursuzca baskıya maruz bırakılan, kesintisiz hergün yönetici ve üyeleri gözaltına alınan bir parti yoktur. İşte HDP yardığı beton duvarın içinden filizlenerek çıkan çiçek gibi, baskı duvarlarını yıkan, aşan ve halkların umudu olan bir çınardır.

Sivas’ta Pir Sultan, Amed’te Mazlum gibi…

Bizi biz yapan zalimlerin karşısında boyun eğmeyişimiz, diz çökmeyişimizdir. Sivas’ta Pir Sultan gibi, Dersim’de Seyit Rıza gibi, Amed’de Mazlum gibi, Kızıldere’de Mahir gibi, darağacında Deniz gibi…

Leyla çoktan kazandı bile

Leyla arkadaşımız bugün açlık grevinin 101. gününde. Onu ve direnişteki tüm yoldaşlarımızı saygı ve sevgi ile selamlıyor, önlerinde eğiliyoruz. Tarih 101 gündür direnişe tanıklık ediyor. Aynı zamanda bu sese kulak tıkayan zalimlerin küçüklüğüne de tanıklık ediyor. Leyla bu direnişiyle çoktan kazandı bile. Çünkü umudu büyüttü, yaşamı büyüttü. Umudu yaşam kıldı, yaşamı umut. İşte bu umut bizi barışa, özgürlüğe ve adalete mutlaka götürecek, mutlaka başaracağız, mutlaka kazanacağız!

Dünyayı değiştirirse ancak kadınlar değiştirir

Evet sevgili kadınlar, kadınlar varsa cesaret var, barış var. Özgürlük ancak kadınlarla yaşam bulabilir. Gücümüze inanalım. Bu dünyayı değiştirecekse ancak kadınlar değiştirir. Faşizmi yıkacaksa ancak kadınlar yıkar. 31 Mart seçimleri büyük fırsattır. Kentlerimizi yönetmek, radikal demokrasiyi yerelden başlatmak biz kadınların mücadelesiyle olacaktır. Korkmayalım, boyun eğmeyelim, başarımıza odaklanalım değerli kadınlar.

Bildirgemizin temelinde yaşam, umut var

Sesimizi de sözümüzü de öyle bir yükseltelim ki 31 Mart’ı kadınların baharına dönüştürelim birlikte. Birdirgemizin temelinde yaşam var, birlikteliğimiz var. Kadınlar var, gençler var, engelliler var. Çocuklar var emekçiler var emekliler var. Ormanlarımız sularımız topraklarımız var. Özgür ve eşit bir yaşam var, demokrasinin yerelden başlatılması radikal demokrasi var, halkın kendi kendisini yönetmesi var.

Kentlerimizi kazanırsak Saray rejimi çözülecek

Umut var ama aynı zamanda cesaret var. Karşımızda ise yaşamı betonlaştırmaya çalışan tekçi bir iktidar var. Savaş mermilerini insan yaşamından değerli gören bir iktidar var. Halkı sabah karanlığında pazar kuyruklarına, yoksulluğa mahkum eden bir iktidar var. İşte bu nedenle diyoruz ki bu iktidarı yerelden başlayarak geriletmemiz, yeni bir yaşam alanı açmamız gerekir. Kentlerimizi kazanırsak Saray rejimi çözülecek ve mutlaka kaybedecektir.

Bu halkı durdurmak isteyen ittifaklara karşı halkın ittifakını kuruyoruz

Bu zulüm mutlaka sona erecektir. Bu nedenle Büyük İnsanlık Yürüyüşünü yerelden başlatıyoruz. Karanlığın yerine aydınlığı, hukuksuzluğun yerine adaleti, gaspçılığın yerine halk iradesini, nefretin yerine sevgiyi, savaşın yerine barışı, sömürünün yerine alın terini yüceltmek için bu yola çıktık.

Ya Me Ye dedik halka ait olanı gaspçı kayyumların elinden kurtarıp bu halka iade etmek için yola çıktık. Bu halkı durdurmak için kurulan ittifaka karşı halkın ittifakını oluşturarak bu oyunları boşa çıkaracağımıza inandığımız için bu yola çıktık.

Bizden korksunlar çünkü kaybedecekler!

Bizden ve bu iradeden koruyorlar. Korkmakta haklılar çünkü kaybedecekler. Onların kaybetmesi halklarımızın kazanması demektir. Tüm Türkiye halkları bilmelidir ki Soma’yla Roboski’nin kaderi birdir. Ağıtlarımız, gözyaşlarımız, acılarımız birdir. Türkülerimiz, halaylarımız, semahlarımız yan yana omuz omuzadır. O halde mücadelemizi de yan yana omuz omuza vermeliyiz. Özgür bir yaşamı oluşturmak bizim elimizdedir.

Saraylar onların sokaklar, meydanlar bizimdir

Bunu başarabiliriz ve başaracağız. Nazım’ın dediği gibi hep beraber güzel ve güneşli günler göreceğiz. Ezilen halklarımız asla yalnız değilsiniz, asla alternatifsiz değilsiniz. Çünkü HDP’miz, büyük çınarımız var. Saraylar onların olsun meydanlar bizimdir. Kentler bizimdir, toprak su çiçek bizimdir. Onlar bizi bekliyor. Haydi hep beraber Ya Me Ye diyelim ve bizim olanı almaya gidelim. Bizim olanı almaya gidelim ve alalım. Tüm adaylarımıza ve halkımıza şimdiden başarılar diliyorum yolumuz yolunuz açık olsun diyorum. Hızır hepimizin yardımcısı olsun diyorum.

Mutlaka tecridi kıracağız

Sezai Temelli:

Mutlak tecridi bitirmek için 101 gündür açlık grevinde olan Leyla Güven yoldaşımıza devrimci dayanışma ve mücadele duygularımızı bir kez daha iletiyorum. Bu ülkede demokrasi ve özgürlüğün hakim olması için bedenini açlığa yatıran bütün yoldaşlarımıza Selma Irmak, Sebahat Tuncel ve Nasır Yağız şahsında hepsini selamlıyorum. Onlar direndikçe mücadelemiz büyüyor.

Yaşanan bütün krizlerin sorumlusu tekçi iktidardır

Bugün Türkiye çoklu bir kriz içinde. Siyasi, toplumsal, ekonomik kriz tüm ülkeyi sardı. Tüm bu krizin nedeni 17 yıldır iktidarda olan AKP ve onun başındaki zattır. Erdoğan’dır. Tekçiliği dayatmasıdır, Saray rejimini bu tekçi rejimi bu ülkeye reva görmesidir. Bu rejim her geçen gün bu ülkeyi içinden çıkılmaz bir yere doğru sürüklemektedir. Hukuksuzluk her yerde hakimdir. Bugün bu ülkede basın özgürlüğü yoktur.

OHAL darbesinden bu yana demokratik siyaset tasfiye edildi

Bugün 15 Temmuz darbe kalkışmasından 20 Temmuz OHAL darbesinden bugüne kadar 170 yayınevi, medya kuruluşu kapatılmıştır. 200’den fazla gazeteci tutsaktır. Bu ülkede basın tecrit altındadır. Bu ülkede fikir özgürlüğü yoktur. Fikrini beyan edenler cezaevindedir. Sosyal medya paylaşımlarından bile binlerce insan cezaevindedir. Bugün bu ülke de demokratik siyaset tasfiye edilmektedir. Demokratik siyaset içinde mücadele edenler bugün cezaevindedir.

İktidar faşizmi süreklileştirmeye çalışıyor

Binlerce yoldaşımız cezaevindedir. Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş şahsında tüm yoldaşlarıma sevgilerimi saygılarımı yolluyorum. Hukuksuzluk her yerde, yargı bağımsızlığını ve tarafsızlığını yitirmiştir. Talimatla hareket eden bir yargı vardır. AİHM kararlarının bile tanınmadığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu otoriter rejim faşizmi kurumsallaştırmaya ve bu rejimi sürekli kılmaya çalışıyor.

Tecrit ile ülke giderek içinden çıkılmaz bir hale getiriliyor

Buna karşı direniyoruz. İşte yaşadığımız tüm bu hukuksuzluğun tek açıklaması vardır: Tecrit.
Tüm ülke İmralı karasularını aşan bir tecrit ile karşı karşıyadır. Bizim mücadelemiz tecridi kırmaya savaşı sona erdirmeye yöneliktir. Bunun yolu faşizme karşı yan yana omuz omuza mücadele etmekten geçiyor. Bakın ülke giderek içinden çıkılmaz bir girdaba sürükleniyor dedik. Özellikle iktisadi alanda yaşanan kriz önümüzdeki günlerin ne denli bir felakete gebe olduğunu bize gösteriyor.

Yolsuzlukla ülkeyi yolsuzluğa mahkum ettiler

İşsizlik yüzde 12.3’e çıkmış durumda, bir işsizlik rekoruyla karşı karşıyayız. Yolsuzlukta ısrar edenler ülkeyi yoksulluk çukuruna ittiler. Artık geçim sıkıntısı her eve girdi, her haneye bulaştı. Ekonomi giderek küçülmekte, borçluluk artmakta yönetilemez bir durumla karşı karşıyayız.

İktidar, 80 milyonluk ülkenin gıda sorununu 80 kamyonla çözmeye çalışıyor

Bu iktidar yönetemiyor. 17 yıldır yanlışta ısrar etmelerinin sonucunda büyük bir çöküntü ile karşı karşıyayız. Yönetemiyorlar 80 milyonluk bir ülkenin gıda sorunu 80 kamyon ile çözmeye çalışan bir iktidar bu ülkeyi nereye sürüklediğinin fotoğrafını bize sunuyor.

Bu iktidar ülkeyi terörize ediyor

Sadece son 5 yılda 500 binden fazla esnaf iflas etti. Çiftçiler perişan mazot alamıyor, gübre alamıyor ama bu tarım terörünün suçlusu olarak çiftçiler gösteriliyor. Evet bugün bu ülkeyi baştan sona terörize eden bu iktidardır. Bu ülkeyi bu felakete sürükleyen bu iktidardır. Bunu gizlemek için her gün elindeki medya ile algı yönetimi üzerinden kendisini gizlemeye, suçlarını örtmeye çalışan bir iktidar var.

HDP ne diz çöker ne de boyun eğer

Ve bunu yaparken de sabah akşam HDP’yi suçlayarak, düşmanlaştırarak ve ötekileştirerek kendisi ve bakanlarıyla HDP’ye saldırı başlatmış durumda. Ama bilmiyor ki ne kadar saldırırsa saldırsın HDP ne diz çöker ne baş eğer. Barış ve demokrasi mücadelesine dün olduğu gibi bugün de aynı kararlılıkla devam edecektir.

HDP kazanınca herkes kazanacak

İşte tüm bu akıl tutulmasına hep birlikte 31 Mart’ta dur diyeceğiz. Unutmayın yoldaşlarım HDP kazanınca kadınlar, gençler, inşaatlarda, tekstil atölyelerinde çalışan emekçiler kazanacak, Çukurova’nın Karadeniz’in tarım emekçileri kazanacak. HDP kazanınca hiçbir hukuki bağlayıcılığı olmayan KHK ile ihraç edilenler, EYT’liler, atanmayan öğretmenler kazanacak.

HDP demokrasi için seçenektir

HDP seçenektir. Türkiye halkları seçeneksiz değildir. HDP barış, demokrasi, Türkiye’nin geleceği için seçenektir. 31 Mart’ta hep birlikte bu seçeneği var edeceğiz. Biz çoğulcu, laik, herkesin eşit ve birlikte yaşadığı bir cumhuriyeti, demokratik cumhuriyeti kurmak için geliyoruz. Bütün yetkileri bir adama devreden anayasaya karşı demokratik bir anayasayı var etmek için geliyoruz.

Kimsenin kimseye üstün olmadığı bir ülkeyi yaratmaya geliyoruz

Bütün yetkileri tek adama devreden anayasaya karşı, eşit yurttaşlık temelinde bir anayasayı var etmek için geliyoruz. Otoriterliğe karşı yerel demokrasi ve radikal demokrasi ile var edilmiş bir parlamento için geliyoruz. Türk’ün Kürt’ten, erkeğin kadından, Sünni’nin Alevi’den üstün sayılmadığı bir ülkeyi var etmek için geliyoruz.

Hukukun üstünlüğünü sağlamak için geliyoruz

Üreten biziz yöneten de biz olacağız demek için geliyoruz. Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığını sağlamak düşünce ve ifade özgürlüğünü hakim kılmak için geliyoruz. Tek adam anlayışına karşı demokratik toplum ve özgür yurttaş gerçekliğine merhaba demek için geliyoruz ve bunu da hep birlikte başaracağız.

Türkiye halklarına demokratik siyaset seçeneği sunuyoruz

Yeni yaşamı inşa etmek için önümüzde tarihi bir fırsat var. 31 Mart yerel seçimleri bu fırsatı tüm Türkiye halklarına sunuyor. HDP olarak aldığımız kararla Türkiye siyasetine demokratik bir zemin sunduk. Tüm kayyum illerinden kayyumları süpürüp atacağız. AKP elinde yolsuzluk ve hizmetsizlik yaşayan Muş, Bingöl, Kars gibi kentlerde belediyeyi AKP’den alacağız. Ama bunun ötesinde tüm Türkiye’ye ve demokrasi güçlerine emekçilere, kadınlara, STK’lara, sendikalara, hakkı kısıtlanmış tüm mağdurlara, hakkı elinden alınmış olanlara bir seçenek sunuyoruz.

Gelin demokratik zeminde faşizme karşı buluşalım

Gelin demokrasi zemininde buluşalım gelin hep birlikte faşizme karşı, AKP-MHP blokuna karşı güç birliği yapalım ve 24 Haziran’da yarım bıraktığımız işi 31 Mart’ta tamamlayalım. Radikal demokrasi perspektifimiz ile yerellerde yerinden yönetim anlayışımızla, katılımcı bütçe anlayışımızla geçmişten gelen birikimlerimizi geleceğe akıtarak özgür yarınları var edeceğiz. Yerel demokrasiyi güçlendireceğiz.

Bir Cevap Yaz

Bir Cevap Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar işaretlendi *